KADİM GÜÇ MODERN SORUMLULUK

 Türk’ün kadim yürüyüşünde kadın hiçbir zaman adımların ardında olmadı her zaman  önünde yürüdü. Bozkırın rüzgârında at süren de oydu, otağın direğini ayakta tutan da… Devlet kağanın adıyla anıldı; ama hatunun iradesiyle tamamlandı. Tarih bunu açıkça yazar.

  Tomris Hatun yalnızca bir savaş kazanmadı; kadın iradesinin tarihe mühür vurabileceğini gösterdi.

Hayme Ana, bir beylik fikrini devlet aklına dönüştüren mayayı temsil etti.

Nene Hatun, cesaretin cinsiyeti olmadığını tüm dünyaya ilan etti.

 Bu tarihsel hafıza, Cumhuriyet’le birlikte hukuki bir zemine kavuştu. Mustafa Kemal Atatürk, toplumsal kalkınmanın kadın ve erkek omuz omuza mümkün olduğunu ortaya koydu; eğitimden meslek hayatına kadar kadınların önünü açtı. Seçme ve seçilme hakkının birçok Avrupa ülkesinden önce tanınması, bu vizyonun somut tezahürü oldu. Kadın artık yalnızca tarihin kurucu unsuru değil; geleceğin de mimarıydı.

 Eczacılık mesleği, bilgi kadar dikkat; teknik kadar vicdan; bilim kadar etik sorumluluk gerektirir. Bu nitelikler, tarih boyunca Türk kadınının taşıdığı vasıflarla örtüşür. Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan şifa kültürü ile modern eczacılık arasında görünmez bir süreklilik vardır. Bugün fakültelerdeki yüksek kadın öğrenci oranı ve sahadaki güçlü temsil, bu köklü mirasın çağdaş yansımasıdır.

 Depremde kepenk kapatmayan, salgında en ön safta duran, gecenin bir vaktinde çocuğunun ateşi için kapıyı çalan anneye umut olan odur. Akademide araştırır, endüstride üretir, meslek örgütlerinde söz alır. Görünmez yükler taşır; görünür başarılar inşa eder.

 Ancak bugün 8 Mart’ı yalnızca bir kutlama olarak anmak mümkün değildir. Dünya Kadınlar Günü  aynı zamanda bir vicdan çağrısıdır. Çünkü kadın cinayetleri münferit olaylar olmayıp doğrudan bir halk sağlığı krizidir.

Eczaneler bu krizin en sessiz tanıklarıdır.

Morluklarını gizlemeye çalışan kadınlar…

“Kapıya çarptım” diye başlayan cümleler…

Titreyen ellerle uzatılan reçeteler…

Bankonun önündeki o sessizlik bazen en yüksek çığlıktır.

Ağrı kesici ister ama aslında güvenlik arar.

Uyku ilacı sorar ama huzur ister.

Şiddet yalnız bedende iz bırakmaz; özgüveni aşındırır, iradeyi zedeler, bağımlılığı zincire dönüştürür. Ve bazen o kadın son kez “iyiyim” der.

İşte bu yüzden 8 Mart, yılda bir kez hatırlanacak bir gün olmamalıdır.

Bankonun arkasında duran bizlere de sorumluluk yükler:

Sessizliği fark etmek.

Doğru kapıyı göstermek.

Gerekirse bir telefon numarasını usulca uzatmak.

Yaşatmak  sağlık çalışanlarının olduğu  kadar, bütün toplumun da görevidir.

Kadim devlet geleneğimizden  modern eczacılığa uzanan bu uzun yürüyüşte; üreten, öğreten, yöneten, iyileştiren tüm kadın eczacılarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

ECZ. EBRU KAYA

14.BÖLGE KAHRAMANMARAŞ ECZACI ODASI BAŞKANI